top of page

Avrupa'da Yükselen Radikal Sağ Dalgası

  • Yazarın fotoğrafı: Ertürk ERYILMAZ
    Ertürk ERYILMAZ
  • 2 Tem
  • 1 dakikada okunur

21. yüzyılın ilk çeyreğinde Avrupa siyasetinde güç kazanan radikal sağ hareketleri yalnızca seçim başarısı veya popülist tepki üzerinden değil; ekonomik güvencesizlik, göç baskısı, kültürel geri tepme, dijital radikalleşme, güvenlik kaygısı ve Avrupa-Rusya gerilimi çerçevesinde çok katmanlı bir dönüşüm olarak ele almaktadır. Rapor, Avrupa’da milliyetçi dalganın hangi sosyolojik, ekonomik ve jeopolitik kırılmalar üzerinden yükseldiğini analiz etmektedir.

Çalışma; radikal sağın kurumsallaşmasını, sosyal demokrat siyasetin temsil krizini, merkez sağın konum kaybını ve Avrupa toplumlarında derinleşen kimlik bunalımını sistematik biçimde incelemektedir. Göç, demografi, refah devletinin zayıflaması, iş gücü rekabeti, medya dili ve algoritmik yönlendirme gibi başlıklar, Avrupa’daki yeni milliyetçilik dalgasının temel besleyici unsurları olarak değerlendirilmektedir.

Raporun önemli eksenlerinden biri de Avrupa-Almanya-Rusya gerilimidir. Rusya’nın askeri kapasite artışı, Avrupa’da yükselen güvenlikçi siyaset, Almanya’nın askerlik tartışmaları ve NATO’nun yeni savunma yönelimi; kıtanın artık yalnızca ekonomik ve kültürel değil, aynı zamanda askerî ve stratejik bir dönüşüm sürecine girdiğini göstermektedir. Bu güvenlik iklimi, Avrupa’daki milliyetçi hareketleri daha da güçlendiren yeni bir siyasal zemin üretmektedir.

Türkiye açısından rapor; Avrupa’daki radikal sağ dalganın göç yönetimi, enerji güvenliği, savunma sanayi, Karadeniz dengeleri, NATO içi konumlanma, ekonomik kırılganlıklar ve stratejik özerklik arayışı üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin yalnızca Avrupa’daki dönüşümü izleyen bir ülke değil; jeopolitik konumu, savunma kapasitesi ve çok yönlü denge politikasıyla bu dönüşümden doğrudan etkilenen ve aynı zamanda fırsat alanları üretebilen bir aktör olduğu vurgulanmaktadır.

Çalışmanın özgün katkılarından biri, Türkiye’de belirginleşen “yeni entelektüel milliyetçilik” kavramını stratejik sosyoloji, siber güvenlik, veri egemenliği, finansal istihbarat, savunma teknolojileri ve bilgi-temelli devlet aklı bağlamında ele almasıdır. Rapor, milliyetçiliği yalnızca duygusal bir kimlik refleksi olarak değil; kurumsal kapasite, stratejik analiz, teknoloji üretimi ve milli güvenlik vizyonuyla birleşen rasyonel bir kalkınma paradigması olarak yeniden yorumlamaktadır.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page